Trombosit Nedir, İnsan Vücudunda Hangi Görevleri üstlenmektedir?

Trombosit kanama esnasında kanın pıhtılaşmasına olanak sağlayan hücrelerin parçalarıdır. Trombosit oranlarının düşük seviyelerde olması kanamaya yatkınlık sağlar.

Trombosit Nedir?

Trombosit kanama esnasında kanın pıhtılaşmasına olanak sağlayan hücrelerin parçalarıdır. Trombosit oranlarının düşük seviyelerde olması kanamaya yatkınlık sağlar. Yüksek değerlerde olan trombosit oranları damarlarda bulunan kanın pıhtılaşmasını hızlandırır. Küçük yapı taşlarının hayattan kalma süreleri 8 ila 10 gün arasında değişir. Yetişkin bir kişide ve sağlıklı 150000 ile 400000 aralığında trombosit hücresi bulunmaktadır.  Trombositlerin çoğalmasını karaciğer kontrol altında tutar. Yapacak olduğu görevi sona erdiğinde trombositler dalak tarafından parçalanır ve ayrışır. Dalağın belli başlı sebeplerden kaynaklı olarak zarar görmesi ya da alınması sonucunda trombositlerin değerlerinde yükselmeler meydana gelir. Bundan kaynaklı olarak damarlarda var olan pıhtılaşmalar hızlanır. Dalak olması gerekli olandan daha fazla çalışır. Trombositleri daha fazla ayrıştırır, vücuttaki trombositi atması gerekenden daha çok dışarı atar. İnsan vücudu için hayati bir öneme sahip olan trombosit kemiklerin ilik kısmında bulunan megakoryosit isimli hücreler tarafından üretilir. İliğin iç kısmında bulunan megakoryosit fazla sayıda trombositin üretilmesini sağlar. Normal değerleri konusunda laboratuvarlarda yapılacak olan testlerde kullanılan cihazlar ve ölçüm teknikleri açısından değişkenlik gösterebilmektedir.

Normal Değerleri

Kan pıhtılaşması adına trombositklerin sayılarının yeterli düzeyde olması gerekir. Kan içinde 1 mm3`de 150 ila 400 bin trombosit normal değer sayılır. Trombositlerin değerlerinin 150 bin altında düşmesi halinde trombositopeni durumu meydana gelir. trombosit kan içinde azaldığında birbirlerine yapışma özellikleri ve yeterli düzeyde tıkaç görevi yapmaları da zorlaşmaya başlar. Bundan kaynaklı olarak özellikle geçirilen travmalardan sonra meydana gelecek olan kanamaların süreleri normalden daha uzun sürer. Trombosit değeri 50 binin altına düşmedikçe genelde sorunların belirtileri meydana gelmez. Kanda trombosit değeri bu değerin altına olduğu zaman travmalardan sonraki süreçte kolay şekilde morarmalar gerçekleşir. Trombositlerin değeri 30 binin altına düştüğünde trombosit bozukluğu sorununda burun kanaması ve diş eti kanaması meydana gelir. Kadınlarda trombosit plt değerleri düştüğünde adet kanamalarında uzama ve aşırı düzeyde kanama meydana gelme olayı da gözlemlenir. Trombositlerin değeri 10 binin altına düştüğünde cilt üzerinde kendiliğinden noktasal şekiller ya da ekimoz şeklinde olan kanamalar oluşur.

Trombositlerin değeri 45 binin üstüne çıkması durumuna trombositoz adı verilir. primer ve sekonder şeklinde meydana gelebilir. Primer olan türüne esansiyel trombositoz adı verilir. sekonder olan türüne reaktif adı verilir. esansiyel olan türü hemotalojik bir hastalıktır ve genelde asemptomatikdir. Bazı kişilerde tromboza dönüşme ihtimali bulunur. Trombozlar zaman içinde bulundukları bölgeden kopar, emboli olarak beyne, karaciğere ve akciğerlere gider. Özellikle de 750 bin ila 1 milyondan daha fazlaysa hasta kişiler mutlaka inceleme altına alınır. trombosit değerleri yüksekse klinik bir durum olduğu anlamına gelmeyebilir. Yüksek trombosit değerleri kapsamında altında yatan neden ve hasta kişinin tıbbi anlamdaki geçmişi dikkate alınır. İnflamasyon durumu meydana geldiğinde trombositlerde artış gözlemlenir.  trombosit değerleri yükseldiğinde halk arasında kan sulandırıcı ilaç olarak bilinmekte olan antiagreganlar alınır. Hatta bu konuda en iyi olan aspirindir.

Görevleri Nelerdir?

Trombositler kan içinde bulunan en küçük hücrelerdir. Sayıları kan içinde 1 mm3 150 bin ile 400 bin arasında değişmektedir ve yaşam süreleri 5 ila 10 gündür. Küçük olan bu hücreler kemik iliğinden yapılır. Hücrelerin birbirlerine yapışma, kollegene yapışma ve kümeleşme yetenekleri bulunmaktadır. Bu özellikleri sayesinde gün içinde meydana gelen hafif düzeydeki travmalar sonucunda oluşan kılcal damarların yırtılmasında tıkaç görevi yaparlar. Ayrıca damarlardan kan sızmasını da önlerler. Yetenek ve sayı bozukluklarında derinin alt kısmında toplu iğnenin başı boyutunda kanamalar oluşur. Ayriyeten trombosit büyük damarlarda meydana gelen zararlarda tıkaç görevi görür. Bunun yanı sıra salgısı sayesinde kanamaların durdurulmasını ve kanın pıhtılaşmasını da sağlamaktadır. Bir kan damarı herhangi bir noktanın içinde sürekliliğini kaybederse yani kesilme durumu ortaya çıkarsa o bölge içinde büzülür. Bu önlem başlı başına yeterli gelmez, damarın duvar kısımlarının da tıkanması gerekir. Bu kesin tıkanmasını sağlayacak ve duvarları tıkayacak olan tıkaç kan pıhtısıdır. Pıhtının oluşmasını da en doğru şekilde trombosit sağlar. trombositler kesilmiş olan damar yüzeylerinde birikir, birbirlerine yapışır, damarların duvar kısımlarına yapışır ve gerekli olan ilk tıkaç görevini üstlenir. Trombositin bu biçimde kümeleşme durumuna agregasyon adı verilir. İlk tıkacı meydana getiren hücreler bazı maddelerin salgılamasını yaparak asıl tıkacın oluşmasını sağlar. Asıl tıkaç pıhtının meydana getirilmesidir. Trombositlerin sayıları kanın içinde 1 mm-1′de 100000′in daha altına düşerse vücutta bulunan kanama artar. Trombosit sayısı 50000′in daha altına düşmesi halinde kendiliğinden gelişebilecek olan öldürücü nitelikte kanamalar olur.

Trombositin eksikliğinin belli başlı sebepleri bulunur. Bu sebepler içinde

  • Kalıtsal bazı kusurlar ve hastalıklar
  • Kan hücrelerinin oksijeni temin etme konusundaki bozukluğu
  • Aşırı düzeyde sigara kullanımının yapılması
  • Yüksek düzeyde irtifada yaşamak
  • Kalıtsal olan belli başlı hastalıklar
  • Aşırı düzeyde sıvı kayıpları
  • Dalağın normal boyutundan daha büyük olması
  • Doğuştan bu yana kadar gelen kemik iliğindeki kırmızı kan hücrelerinin üretilmesindeki eksiklik

Trombositler düşüklük ya da yükseklik olduğunda altına yatan neden araştırılmalıdır. Bu araştırma sonucunda elde edilecek olan veriler ışığında gerekli olan tedavi planlaması yapılır.