MPV Değeri Nedir ve Değerleri Ne Kadar Olmalıdır?

MPV, kişinin kanında bulunan trombositlerin büyüklüğünü gösteren bir değerdir. Kan testi sonucunda belirlenir. MPV yüksekliği, kandaki MPV miktarının normalin daha üzerinde olduğunu göstermektedir.

MPV, kanda bulunan trombositlerin ortalama boyutlarını belirleyen bir ölçüm olup kandaki ortalama trombosit hacmini belirlemektedir.  Kan testi ile belirlenir. MPV kan ölçümü ile kişinin kanında dolaşan trombositler hakkında bilgi edinilir. Trombosit ölçümü son derece önemlidir. Çünkü trombositler de kırmızı kan hücreleri gibi kemik iliğinde oluşmaktadırlar fakat, daha ufaktırlar ve kanın pıhtılaşmasında görev alırlar. Aynı zamanda kişinin başına gelebilecek herhangi bir yaralanma durumunda da kanamanın durmasına yardımcı olurlar. MPV kan testi sonucunda kişinin kanında yüksek veya düşük oranda MPV gözlemlenebilir. Bu tip durumlarda gerekli tedavilerin yapılması ve hastanın düzenli olarak kan testi kontrollerinden geçmesi gerekir. Birçok hasta mpv ne demek veya ne işe yarar gibi soruların cevaplarını bilmediklerinden dolayı paniğe kapılmaktadır. Fakat rahatsızlık kolay bir tedavi ile giderilebilir. Dolayısı ile hastaların panik olmamaları ve doktor kontrollerini aksatmamaları gerekmektedir. 

 Hemogram Testinde MPV

Tıpta pek çok kısaltma kullanılmaktadır. MPV kelimesi de bir kısaltma olup İngilizceden gelmektedir. Kelimenin uzun hali; Mean Pletalet Volume olarak bilinmektedir. Türkçesi ise; Ortalama Trombosit Hacmi olarak kabul edilir. MPV ölçümü otomatik hemogram cihazlarla yapılmaktadır. Kandaki trombosit hacmini belirleyen MPV kan testi sayesinde kişide MPV yüksekliği veya düşüklüğü olup olmadığı test edilir. Yapılan testler sonucu kanda mpv oranı ve mpv değeri net bir şekilde görülür. Daha sonrasında ise sonuçlara yönelik olarak bir tedavi yöntemi uygulanır. 

Kandaki Normal MPV Değeri

MPV’nin normal değeri genellikle 7.5fl ile 11.5 fl aralığında olmalıdır. Bu değerler trombosit hacimlerinin 2.65 ile 2.8 mikrometre çapında olduklarını göstermektedir. MPV kan testinde bu değerler ile karşılaşılırsa kişinin tahlilinde herhangi bir anormallik yok demektir. Fakat, 12.8 fl’ ye kadar kişinin trombosit hacmi normal olarak kabul edilir. Yani ilk sınırın biraz üzerinde çıkan değerler de herhangi bir sorun teşkil etmezler. Bu değerlerin üstünde veya altında çıkan sonuçlar ise kişide MPV yüksekliği veya düşüklüğü olduğunu gösterir. 

MPV Düşüklüğü

Test sonucunda çıkan değerlerin düşük olması, kemik iliğindeki trombosit üretimlerinde bir problem olduğunun habercisidir. MPV değerleri ve trombosit sayısı aynı anda düşük çıkar ise bu durum aplastik anemi göstergesi olarak bilinir. Değerlerin düşüklüğü şu durumlara işaret ediyor olabilir;

  • Aplastik Anemi: Kemik iliğindeki bütün kan hücrelerinin sentezlerinin azalması veya durması
  • Storage Pool Rahatsızlığı: Trombositlerdeki granül ve fonksiyon problemi sonucunda kanama riskinde artış olması durumu. 
  • Aldrich Sendromu: Trombosit boyutları küçük olduğundan dolayı kanama riski artar. Egzama gibi rahatsızlıkların riskinin arttığı bir durumdur. 
  • Absent Sendromu: Trombosit sayısının normalden az olmasdı ve kişinin kolunda radius kemiğinin bulunmaması durumudur. 

MPV Düşüklüğü Sebepleri

Pek çok farklı durum MPV düşüklüğüne sebebiyet verebilir. Bunlardan bazıları şu şekildedir;

  • İltihabik hastalıklar ve enfeksiyonlar,
  • Viral enfeksiyonlar ( AİDS),
  • Kanserli bireylerin MPV oranları normalden düşük çıkar,
  • Kronik böbrek yetmezliği,
  • Bağışıklık sistemi ile alakalı hastalıklar,
  • Vücutta oluşan iltihaplar,
  • Kemoterapi ilaçlarının kullanımı,
  • Anemi,
  • Kan zehirlenmesi

MPV Yükseliği

 Kan testinde çıkan değerlerin yüksek olması, kemik iliğindeki trombosit üretiminin arttığı veya hızlandığı anlamına gelmektedir. Aynı zamanda değerlerde artış olması trombositlerin çaplarında da bir büyüme ve artış olduğu anlamına gelmektedir. Kemik iliğindeki trombosit üretiminin artması, daha büyük ve daha genç trombositlerin oluşması demektir. 

Sebepleri

Oranlardaki yüksekliklerin pek çok farklı sebebi olabilir. En belirgin sebepler ise şu şekildedir;

  • Metal kalp kapakçığı varlığı,
  • Trombositopeni,
  • Doğuştan beri bulunan büyük trombositler,
  • Doğuştan reseptör bozukluğu varlığı, trombositlerin damar duvarlarına yapışmaması durumu,
  • Büyük oranda kanamalar,
  • Lösemi hastalığı,
  • Damar iltihapları,
  • Anemi,
  • Dalağın alınmış olması

Oranlardaki yüksekliğin felç ve kalp hastalıkları riskini arttırdığı unutulmamalıdır. Bunun sebebi ise genç ve büyük trombositlerin birleşme güçlerinin daha fazla olmasıdır Birleşme esnasında damarlar tıkanabilir.

Yapılan tahlillerde alınan numunenin en geç 3 saat içerisinde işleme alınması gerekir. Aksi takdirde numune etkisini kaybedebilir ve sonuçlar yanlış çıkabilir. 

Değerlerin düşük veya yüksek olmadı durumu ile dahiliye bölümü ilgilenmektedir. Dolayısı ile sonuçlarınız normal değerlerin üzerinde veya altında çıkmış ise bu sonuçları bir dahiliye uzmanına göstermeniz gerekir. Rahatsızlığın pek çok sebebi olduğundan dolayı tek bir spesifik tedavi yöntemi yoktur. Bu sebeple tedavi yönteminin belirlenmesi için farklı testlerin de yapılması gerekir. Tüm testler tamamlandıktan sonra doktor, gerekli tedavi yöntemini uygulayacaktır. Şayet bu hastalıkta düzenli kontrollerin asla aksatılmaması gerektiği unutulmamalıdır. Özellikle oranların yüksekliği durumunda oldukça temkinli davranılmalıdır ve hasta kendisine son derece dikkat etmelidir. 

 Genellikle rahatsızlığın çok bir belirti göstermediği de göz önünde bulundurulmalıdır. Dolayısı ile bireyler her 6 ayda bir mutlak suretle kan testi ve kan sayımlarını rutin olarak yaptırmalıdırlar. Erken teşhisin sizi pek çok tehlikeden koruyacağını unutmamalısınız. 

Kaynaklar