Kanser Olan Kişilerde Trombosit Düşüklükleri Neden Meydana Gelir?

Kanser olan kişilerde trombosit düşüklüğü meydana gelir. Ayrıca bu tarz hastaların vücudunda morluk oluşmasına etken olur. Kanser tedavisinin başlaması ile değerler konusunda da tedavi başlar.

Kanser Hastası Olan Kişilerde Trombosit Düşüklüğü Meydana Gelir mi?

Trombosit düşüklüğü kanser hastalarında meydan gelir. Bu hastaların vücudunda morluk oluşmasına etken olmaktadır. Yani kanser hastalarında trombosit düşüklüğü sık şekilde meydana gelir. İnsan vücudunda kanın pıhtılaşması konusunda rol oynamakta olan trombositler ve insan vücudunda enfeksiyonlara karşı savunma yaratan lökositlerin sayılarında azalmalar başlar. Trombositler insan vücudunda olan kanmaları durduran kan içindeki elemanlardır. Kan içinde trombositlerin az olduğu zamanlarda morluklar ve kanamalar meydana gelir. trombosit yüksekliği olduğunda ise pıhtılaşma meydana gelir. Sağlıklı bir insanın vücudunda 150 ila 400 bin arasında trombosit hücresi bulunur.  150 bin seviyesinden daha aşağıya düştüğünde trombosit düşüklüğü meydana gelir. Seviyesinin 100 bin adete düşmesi sonucunda kişi vücudunda kanama riskleri meydana gelir. trombositin düşmesinden kaynaklı olarak insan vücudunda gelecek olan darbelere maruz kalmadan kanamalar oluşmaya başlar. Kanama sorunu ilk ciltte, diş etinde ve burun bölgesinde oluşmaya başlar. Ayrıca insan vücudunda deri dökülmeleri, morluklar ve kırmızı lekeler oluşur. Kemik iliklerinde trombositleri oluşturan hücreler sayı bakımından düşüklük ve kalite açısından yetersizlik kişilerde doğuştan meydana gelir.

Kanser Hastalarında Trombosit Düşüklüğü Nedenleri

  • Hafif düzeylerde kazalar meydana gelse bile kanamalar meydana gelir.
  • Kanser hastası olan kişilerin vücutlarında morluklar oluşmaya başlar.
  • Lökosit düşüklükleri
  • Kanser hastası olan kişilerde burun kanaması meydana gelmesinde trombositlerin rolü oldukça yüksektir.
  • Kanser hastalığı sonucunda trombosit düşüklüğü meydana geldiğinde diş etlerinde kanamalar ve şişlikler meydana gelir.
  • Kolay şekilde enfeksiyon kapılmasına neden olur ve bu durudan kaynaklı olarak hastaların genelde dış etkenler ile temas etmesi uygun olmaz.
  • Belli aralıklar ile hasta kişilerde yüksek düzeyde ateş meydana gelir.
  • Kanser hastalarında trombosit düşüklüğü olduğunda eklemlerde ağrı oluşur.
  • Kanser olan kişilerde hızlı şekilde kilo verilmesi belirtisi meydana gelir.
  • Kırmızı renkli kan hücrelerinin eksikliğinden kaynaklı olarak kişi vücudunda halsizlik, bitkinlik ve yorgunluk meydana gelir.
  • Kırmızı renkli kan hücrelerinin eksikliği anemiye neden olur.

Trombositlerde meydana gelen düşüklükler ve yüksekliği birçok soruna neden olabilir. Bu sorunlar kısa sürede tedavi altına alınmalıdır. Tedavi altına alınan sorunlar kanser hücrelerinin ilerlemesinin de önüne geçer.

Düşüklüğün Tedavisi

Kanserden kaynaklı olarak trombosit değerleri düşmemişse tedaviye gerek kalmayabilir. Trombosit değerleri kanser ya da farklı sebeplerden kaynaklı olarak 20 ila 30 bin seviyesinin altına düştüğü zaman trombositopeni tanısı koyulur. Kişide bulunan kanser türüne göre ve kişinin genel sağlık durumuna göre tedavi planlaması yapılır. Tedavi süreci başladığında öncelikli olarak trombositin düşüklüklerine neden olan hastalıkların tespiti yapılır ve bunun tedavisine başlanır. Hatta bazı kişilerde bunun için kan nakli bile yapılabilir. Trombositlerdeki düşüklükler doğuştan gelen sorunlardan kaynaklı olarak ortaya çıkmışsa ilaç tedavileri ile var olan sorunlar ortadan kaldırılır. Kanserden kaynaklı olarak meydana gelen düşüklüklerde öncelik her daim hastalığın tedavi edilmesidir. Kontrolsüz bir şekilde damarların iç kısmında pıhtı oluşumları yapan hastalıklarda öncelikli olarak plazma değişimi yapılır. Enfeksiyonlardan kaynaklı trombositlerin düşüklükleri olduğunda ilaçların kullanımlarına ara verilmesi gerekir. Hatta bazı hastalara bu süreçte kortizon bile verilebilir. Dalaktan kaynaklı oluşan sorunlarda cerrahi operasyon yapılır. trombosit düşüklüklerinde kan sulandırıcı ilaçların kullanımı yapılmaz. İlaçlar ve yiyecekler konusunda uzman hekimden onay alınması gerekir. Ayrıca tedavi sürecinde kesinlikle uzman hekimin söylediklerinin dışına çıkmadan hareket etmek gerekir.